"indoctrinate" en Turkish
Definición
Birine sorgulamadan belirli bir inanç veya düşünceyi benimsetmek; genellikle siyasi ya da ideolojik amaçlarla yapılır.
Notas de Uso (Turkish)
Kelime genellikle olumsuz kullanılır; burada amaç, özgür düşünceyi engelleyip tek yönlü düşünceyi kabul ettirmektir.
Ejemplos
The teacher tried to indoctrinate the students with his beliefs.
Öğretmen, kendi inançlarını öğrencilere **aşılama** yapmaya çalıştı.
Some groups indoctrinate children from a young age.
Bazı gruplar çocuklara çok küçük yaşlardan itibaren **aşılama** yapar.
It is dangerous to indoctrinate people without letting them think for themselves.
İnsanlara kendi başlarına düşünmeden **aşılama yapmak** tehlikelidir.
The regime tried to indoctrinate everyone with its propaganda.
Rejim, propagandasıyla herkesi **beyin yıkamak** istedi.
Parents sometimes worry that schools will indoctrinate their kids.
Ebeveynler bazen okulların çocuklarını **aşılama** yapmasından endişe duyar.
He accused the organization of trying to indoctrinate new members.
O, örgütü yeni üyeleri **aşılama yapmaya** çalışmakla suçladı.