"implicating" en Turkish
Definición
Birinin suça veya olumsuz bir duruma karıştığını ya da sorumlu tutulabileceğini göstermek.
Notas de Uso (Turkish)
Daha çok hukuksal ve suç bağlantılı durumlarda kullanılır. 'Involving'den daha resmî ve olumsuz bir ifadedir.
Ejemplos
The police are implicating him in the robbery.
Polis, onu soyguna **ilişkilendiriyor**.
The new evidence is implicating several people.
Yeni kanıtlar birkaç kişiyi **suçluyor**.
She denied implicating her friend.
Arkadaşını **suçlamak** ettiğini reddetti.
Are you saying these emails are implicating me in some kind of crime?
Bu e-postalar beni bir tür suça **ilişkilendiriyor** mu diyorsun?
Nothing in this report is implicating you, so don't worry.
Bu raporda seni **suçlayan** bir şey yok, endişelenme.
I regret ever implicating myself in that whole mess.
O karmaşanın içine kendimi **ilişkilendirdiğime** pişmanım.