"have your cake and eat it too" en Turkish
Definición
Bu deyim, bir kişinin hem iki imkânsız şeyi aynı anda istemesini hem de hiçbir fedakârlık yapmadan tüm avantajlara sahip olmayı arzulanması anlamına gelir.
Notas de Uso (Turkish)
Bu ifade genellikle beklentisi aşırı olan veya taviz vermeden her şeyi isteyen kişiler için hafif bir eleştiri olarak kullanılır.
Ejemplos
You can't have your cake and eat it too—if you want more free time, you can't work so many hours.
**Hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını isteyemezsin**—daha fazla boş zaman istiyorsan bu kadar fazla çalışamazsın.
She wants to save money but also go on expensive vacations—she can't have her cake and eat it too.
O hem para biriktirmek hem de pahalı tatillere gitmek istiyor—ama **hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını** isteyemez.
It's hard to have your cake and eat it too in life; sometimes you must choose.
Hayatta **hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını istemek** zordur; bazen seçim yapmak gerekir.
He thought he could work two full-time jobs at once, but you really can't have your cake and eat it too.
İki tam zamanlı işi aynı anda yapabileceğini sandı, fakat aslında **hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını istemek** mümkün değil.
People always want higher pay without extra hours, but you can't always have your cake and eat it too.
İnsanlar her zaman daha yüksek maaş ister ama fazla mesai istemez; her zaman **hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını istemek** mümkün değildir.
I'd love to live in the city and not deal with traffic, but I guess you can't have your cake and eat it too.
Şehirde yaşamak istiyorum ama trafikle uğraşmak istemiyorum; galiba **hem pastayı yiyip hem de pastanın bütün kalmasını istemek** mümkün değil.