"harbored" en Turkish
Definición
Bir duyguyu, düşünceyi gizlice içinde tutmak ya da birine/barınağa gizlice sığınak sağlamak.
Notas de Uso (Turkish)
Genellikle gizli duygular veya düşünceler için ('harbored resentment') veya birini gizlice korumak/barındırmak için kullanılır. Basit depolama için kullanılmaz.
Ejemplos
He harbored a secret hope of winning the prize.
Ödülü kazanma konusunda gizli bir umut **içinde taşıyordu**.
The town harbored escaped prisoners during the war.
Savaş sırasında kasaba kaçan mahkumları **barındırdı**.
She harbored doubts about the decision.
O, bu karar hakkında **içinde şüphe taşıyordu**.
I never knew you harbored such strong feelings.
Böyle güçlü duyguları **içinde taşıdığını** hiç bilmiyordum.
For years, he harbored anger toward his brother but never said anything.
Yıllarca, kardeşine karşı **öfke barındırdı** ama hiç bir şey söylemedi.
During the storm, the family harbored a stray dog in their garage.
Fırtına sırasında aile garajlarında başıboş bir köpeği **barındırdı**.