"forswear" en Turkish
Definición
Bir şeyi tamamen bırakacağına veya reddedeceğine dair resmî veya ciddi bir şekilde söz vermek.
Notas de Uso (Turkish)
Oldukça resmî ve edebî bir ifadedir; hukuki, dini veya ciddi durumlarda kullanılır. Günlük konuşmada yaygın değildir.
Ejemplos
He forswears all forms of violence.
O, her türlü şiddetten **yemin ederek vazgeçiyor**.
She decided to forswear lying forever.
O, yalan söylemeyi sonsuza kadar **yemin ederek bırakmaya** karar verdi.
They all had to forswear their old allegiances.
Hepsi eski bağlılıklarını **yemin ederek bırakmak** zorunda kaldı.
After the scandal, the politician publicly forswore any involvement.
Skandaldan sonra politikacı, herhangi bir dahli olmadığını alenen **yemin ederek reddetti**.
He forswore alcohol when his daughter was born.
Kızı doğduğunda alkolü **yemin ederek bıraktı**.
If you join this group, you must forswear loyalty to any other organization.
Bu gruba katılırsan, başka herhangi bir kuruluşa sadakatinden **yemin ederek vazgeçmelisin**.