"fidget with" en Turkish
Definición
Sinirli, sıkılmış ya da huzursuz olduğunda bir nesneyi elinde oynatmak veya kurcalamak.
Notas de Uso (Turkish)
Daha çok gayriresmi ortamlarda kullanılır. Kalem, anahtar gibi küçük eşyalar için uygundur. Genellikle istem dışı ve huzursuz hareketleri belirtir. 'Oynamak' (genel anlamda) ile karıştırılmamalıdır.
Ejemplos
Please don't fidget with your pen during the meeting.
Toplantı sırasında lütfen kaleminle **oynama**.
He always fidgets with his keys when he's nervous.
Gergin olduğunda her zaman anahtarlarıyla **oynar**.
She fidgeted with her hair while waiting.
Beklerken saçlarıyla **oynadı**.
I can't help but fidget with my ring when I'm bored in class.
Ders sıkıcıysa yüzüğümle **oynamadan** duramıyorum.
Stop fidgeting with the remote—just pick a channel!
Uzaktan kumanda ile **oynamayı** bırak—bir kanal seç!
You tend to fidget with things when you’re anxious, don’t you?
Endişelendiğinde bir şeylerle **oynama** alışkanlığın var, değil mi?