¡Escribe cualquier palabra!

"canoodle" en Turkish

sarılmaköpüşmeksevişmek (hafif anlamda)

Definición

Sevgiliyle şakalaşarak ya da şefkatle sarılmak, öpüşmek veya yakın temas kurmak.

Notas de Uso (Turkish)

Gayri resmi ve eski tarz bir kelime; genellikle çiftlerin halka açık yerlerde şakalaşarak yakınlaştığı durumlarda esprili biçimde kullanılır. "Make out"tan daha hafif ve naziktir.

Ejemplos

They like to canoodle on the park bench.

Onlar park bankında **sarılmayı** seviyorlar.

The couple was canoodling in the movie theater.

Çift sinemada **sarılıyordu**.

Please don’t canoodle in public places.

Lütfen kamuya açık yerlerde **sarılmayın**.

They were canoodling in the back row while everyone else watched the play.

Herkes oyunu izlerken onlar arka sırada **sarılıyordu**.

The tabloids caught the celebrity canoodling with her new boyfriend.

Magazin dergileri ünlüyü yeni erkek arkadaşıyla **sarılırken** yakaladı.

Honestly, I don’t want to see them canoodling at every party.

Dürüst olmak gerekirse, onları her partide **sarılırken** görmek istemiyorum.