"blurring" en Turkish
Definición
Bir şeyin netliğinin ya da keskinliğinin azalması, örneğin görüntü, çizgi veya fikirlerin, sınırların belirsizleşmesi.
Notas de Uso (Turkish)
Daha çok görüntüler, görme ya da soyut fikir sınırlarının netliğini kaybetmesi için kullanılır. 'blurring the lines' ifadesiyle sınırların belirginliğinin azalması anlatılır.
Ejemplos
The rain caused a blurring of the car window.
Yağmur, araba camında bir **bulanıklaşma**ya neden oldu.
There is some blurring in the old photograph.
Eski fotoğrafta biraz **bulanıklaşma** var.
The line between work and life is blurring.
İş ve yaşam arasındaki çizgi **bulanıklaşıyor**.
Using cheap cameras often results in some blurring around the edges of photos.
Ucuz kameralar kullanmak, fotoğrafların kenarlarında bazen **bulanıklaşma**ya yol açar.
Social media is slowly blurring the difference between reality and fiction.
Sosyal medya, gerçeklik ile kurgu arasındaki farkı yavaşça **bulanıklaştırıyor**.
After crying, she noticed a blurring of her makeup in the mirror.
Ağladıktan sonra aynada makyajında **bulanıklaşma** fark etti.