"antagonistic" en Turkish
Definición
Birine veya bir şeye karşı güçlü bir karşıtlık ya da düşmanca tavır sergilemek veya hissetmek; rakip veya düşman gibi davranmak.
Notas de Uso (Turkish)
Resmî veya psikolojik/tıbbi bağlamlarda sık kullanılır (ör. 'antagonistic behavior'). Genellikle 'toward', 'relationship', 'attitude' gibi kelimelerle birlikte geçer. 'hostile'dan farklı olarak aktif karşıtlık veya rekabeti vurgular.
Ejemplos
He was antagonistic toward his new classmates.
O, yeni sınıf arkadaşlarına karşı **düşmanca** davrandı.
Some animals become antagonistic when they feel threatened.
Bazı hayvanlar tehdit altında hissedince **düşmanca** hale gelir.
The two groups had an antagonistic relationship.
İki grup arasında **düşmanca** bir ilişki vardı.
Her antagonistic attitude made it difficult to reach an agreement.
Onun **düşmanca** tavrı, uzlaşma sağlamayı zorlaştırdı.
They grew more antagonistic as the competition continued.
Yarışma sürdükçe, daha da **düşmanca** oldular.
Don’t be so antagonistic—we’re all on the same team here.
Bu kadar **düşmanca** olma—hepimiz aynı takımdanız.