"alleviates" en Turkish
Definición
Bir acıyı, problemi ya da hoş olmayan durumu daha az şiddetli veya daha katlanılır hale getirmek.
Notas de Uso (Turkish)
Resmî ifadelerde daha çok geçer. Genellikle 'acı hafifletmek', 'stresi azaltmak' gibi cümlelerde kullanılır. Sorunu tümüyle ortadan kaldırmaz, sadece azaltır. Doğrudan nesne alır.
Ejemplos
This medicine alleviates headaches.
Bu ilaç baş ağrısını **hafifletir**.
A good night's sleep often alleviates stress.
İyi bir gece uykusu genellikle stresi **azaltır**.
Ice alleviates swelling after an injury.
Yaralanmadan sonra buz şişliği **hafifletir**.
Nothing alleviates her anxiety like a walk in the park.
Bir parkta yürümek, onun kaygısını başka hiçbir şeyin **hafifletmediği** kadar hafifletir.
This program alleviates some of the burden faced by students.
Bu program, öğrencilerin karşılaştığı yükün bir kısmını **hafifletir**.
Laughing often alleviates tension in difficult conversations.
Zor konuşmalarda gülmek çoğunlukla gerginliği **azaltır**.