"flayed" in Turkish
Definition
Cildinin tamamen soyulmuş olduğu durumu belirtir; genellikle ceza ya da yemek hazırlığında kullanılır. Mecazen ise çok sert eleştiriyi ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Tarihsel hikayeler, sert cezalar ya da korku temalarında kullanılır. Günlük konuşmada nadir görülür; mecazi kullanımda çok ağır eleştiri anlamı taşır ('flayed by the critics' gibi).
Examples
The hunter flayed the animal after the hunt.
Avcı, avdan sonra hayvanın **derisini yüzdü**.
The statue depicted a flayed figure.
Heykel, **derisi yüzülmüş** bir figürü tasvir ediyordu.
The cook flayed the fish before grilling it.
Aşçı, ızgaralamadan önce balığın **derisini yüzdü**.
The king ordered the traitor to be flayed alive as punishment.
Kral, hainin ceza olarak canlı canlı **derisinin yüzülmesini** emretti.
After the movie came out, the director was flayed by critics.
Film çıktıktan sonra yönetmen **sert şekilde eleştirildi**.
His reputation was completely flayed by the scandal.
Skandal nedeniyle itibarı tamamen **yerle bir edildi**.