"devout" in Turkish
Definition
Bir kişi dindar veya inançlıysa, dini duyguları ya da bir inanca olan bağlılığı çok güçlüdür; bazen diğer inanç ve değerlere sıkı bağlılık için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle dini ya da saygılı bir ortamda kullanılır ('dindar Hristiyan' gibi). Fikir ya da davaya derin bağlılık için de kullanılır; 'devoted' kadar genel değildir.
Examples
She is a devout Christian who goes to church every Sunday.
O, her Pazar kiliseye giden **dindar** bir Hristiyan.
His grandmother is very devout and prays every day.
Büyükannesi çok **dindar**, her gün dua eder.
They grew up in a devout Muslim family.
Onlar **dindar** bir Müslüman ailede büyüdüler.
Even though he’s not very devout now, he still respects religious traditions.
Artık çok **dindar** olmasa da, dini geleneklere hâlâ saygı gösteriyor.
Her devout belief inspired everyone in the group.
Onun **dindar** inancı, gruptaki herkesi etkiledi.
I admire how devout she is, no matter what happens.
Ne olursa olsun, onun ne kadar **dindar** olduğunu takdir ediyorum.