"virtuosity" بـTurkish
التعريف
Özellikle müzik, sanat veya performansta gösterilen olağanüstü teknik beceri veya ustalık.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle sanatçılar veya müzisyenlerin olağanüstü teknik becerisini tanımlamak için kullanılır; gündelik yetenekler için tercih edilmez.
أمثلة
Her virtuosity on the piano impressed everyone.
Piyanodaki **ustalığı** herkesin ilgisini çekti.
The violinist showed great virtuosity during the concert.
Kemanist konser sırasında büyük **virtüözlük** sergiledi.
You need a lot of virtuosity to perform that dance.
O dansı yapmak için çok fazla **ustalık** gerekir.
Critics praised his guitar virtuosity as unmatched by anyone in years.
Eleştirmenler, onun gitar **ustalığının** yıllardır kimseyle kıyaslanamayacak kadar iyi olduğunu söyledi.
Her dancing combined style, emotion, and pure virtuosity.
Onun dansı tarz, duygu ve saf **ustalığı** birleştiriyordu.
People attend the shows just to witness the pianist's virtuosity firsthand.
İnsanlar, piyanistin **ustalığını** yakından görmek için gösterilere gelirler.