"unendurable" بـTurkish
التعريف
O kadar rahatsız edici, acı verici veya zor ki, katlanmak mümkün olmayan durum.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'katlanılamaz' ve 'dayanılmaz' acı, sıcak, bekleyiş gibi olumsuz durumları ifade eder. Olumlu anlamda kullanılmaz.
أمثلة
The pain in his leg was unendurable.
Bacağındaki acı **katlanılamaz**dı.
The noise became unendurable after a while.
Bir süre sonra gürültü **dayanılmaz** oldu.
The heat in the room was almost unendurable.
Odadaki sıcak neredeyse **katlanılamaz**dı.
The wait for news felt absolutely unendurable.
Haber beklemek tamamen **dayanılmaz** geldi.
By midday, the sun was so hot it was unendurable to stay outside.
Öğle vakti güneş o kadar sıcaktı ki dışarıda kalmak **katlanılamaz**dı.
For some, the loneliness of the city can be unendurable.
Bazı insanlar için şehrin yalnızlığı **dayanılmaz** olabilir.