"unbroken" بـTurkish
التعريف
Kırılmamış, zarar görmemiş ya da kesintiye uğramamış olan; hem nesneler hem de zaman aralıkları için kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle daha resmî bir kullanıma sahiptir; 'unbroken silence', 'unbroken chain' gibi ifadelerde geçer. Duygular veya insanlar için kullanılmaz.
أمثلة
The glass was still unbroken after it fell.
Bardak düştükten sonra hâlâ **kırılmamıştı**.
She kept an unbroken record of attendance at school.
Okuldaki katılımda **kesintisiz** bir rekor tuttu.
The silence was unbroken all morning.
Tüm sabah boyunca sessizlik **kesintisiz** sürdü.
He walked across the field in an unbroken line of footprints.
Tarlada **kesintisiz** bir ayak izi çizgisiyle yürüdü.
Their friendship has remained unbroken for over twenty years.
Dostlukları yirmi yıldan fazladır **kesintisiz** devam ediyor.
After hours of negotiation, the agreement stayed unbroken.
Saatlerce süren müzakereden sonra anlaşma **bozulmadan** kaldı.