"trove" بـTurkish
التعريف
Çoğunlukla gizli veya bilinmeyen, değerli ya da ilginç şeylerden oluşan bir koleksiyon.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok yazılı veya edebi dilde kullanılır. 'Treasure trove' gibi kalıplarda sıkça geçer. Hem gerçek nesneler hem de fikir koleksiyonları için uygundur.
أمثلة
They discovered a trove of ancient coins in the field.
Tarlada antik paraların bir **hazinesi** keşfedildi.
The museum has a trove of dinosaur fossils.
Müzede dinozor fosillerinin bir **hazinesi** var.
She found a trove of old family photos in the attic.
Çatı katında eski aile fotoğraflarından oluşan bir **hazine** buldu.
The internet is a trove of information on any topic you can imagine.
İnternet, hayal edilebilen her konuda bir **hazine** niteliğinde bilgi sunar.
That old bookstore turned out to be a trove for rare comic books.
O eski kitapçı nadir bulunan çizgi romanlar için tam bir **hazine** çıktı.
His closet was a trove of forgotten gadgets and wires.
Dolabında unutulmuş alet ve kabloların bir **hazinesi** vardı.