"to hell and gone" بـTurkish
التعريف
Ulaşılması çok zor, son derece uzak ya da tenha bir yer.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Samimi, gündelik konuşmada kullanılır; hafif kaba veya mizahi bir havası vardır. Fiziki uzaklığı ya da ulaşılamazlığı belirtir.
أمثلة
The cabin is to hell and gone from the nearest town.
Kulübe, en yakın kasabadan **Allah'ın unuttuğu yerde**.
He walked to hell and gone just to buy bread.
Sırf ekmek almak için **dünyanın öbür ucuna** yürüdü.
Their house is to hell and gone out in the desert.
Evleri çöldeki **Allah'ın unuttuğu yerde**.
Seriously, her place is to hell and gone—bring snacks for the drive.
Gerçekten, onun evi **dünyanın öbür ucunda**—yolda atıştırmalık al.
The trail goes to hell and gone before you see the waterfall.
Şelaleyi görene kadar patika **dünyanın öbür ucuna** gidiyor.
I can't believe he lives to hell and gone with no neighbors for miles.
O kadar uzak bir yerde yaşıyor ki, kilometrelerce etrafta komşu yok, inanamıyorum.