"stifles" بـTurkish
التعريف
Bir şeyin olmasını, gelişmesini veya ifade edilmesini engeller; bazen nefes almayı zorlaştırmak anlamında da kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle resmi veya yazılı dilde geçer. 'stifles creativity', 'stifles growth' gibi kullanımlar yaygındır. Duyguları, hareketleri ya da bazen nefesi engelleyebilir. Hayvan anatomisindeki 'stifle' ile karıştırmayın.
أمثلة
Rules often stifle new ideas.
Kurallar genellikle yeni fikirleri **bastırır**.
She stifles her laughter in class.
O, derste kahkahasını **bastırır**.
The tight scarf stifles his breath.
Sıkı atkı onun nefesini **boğar**.
That manager stifles any kind of disagreement in the meeting.
O yönetici toplantıda her türlü itirazı **bastırır**.
Fear of failure often stifles people's dreams.
Başarısızlık korkusu çoğu zaman insanların hayallerini **engeller**.
My cold sometimes stifles my voice and I can barely speak.
Soğuk algınlığım bazen sesimi **bastırır**, neredeyse konuşamıyorum.