"splintering" بـTurkish
التعريف
Bir şeyin küçük, sivri parçalara ayrılması veya bir grubun daha küçük parçalara bölünmesi durumudur.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Hem fiziksel ('splintering wood') hem de soyut anlamda ('political splintering') kullanılır. Soyut kullanımlarda daha resmidir.
أمثلة
The old chair is splintering at the legs.
Eski sandalye bacaklarında **parçalanıyor**.
The glass bottle fell and started splintering everywhere.
Cam şişe düştü ve her yere **parçalanmaya** başladı.
Our team is splintering into smaller groups.
Takımımız daha küçük gruplara **ayrılıyor**.
The wood started splintering as we hammered the nails in.
Çivileri çakarken tahta **parçalanmaya başladı**.
With so many disagreements, the organization is splintering fast.
Bu kadar çok anlaşmazlıkla, organizasyon hızla **parçalanıyor**.
Their friendship is splintering because they can’t agree on anything anymore.
Hiçbir konuda anlaşamadıkları için arkadaşlıkları **parçalanıyor**.