"slog" بـTurkish
التعريف
Zor ya da sıkıcı bir işi uzun süre boyunca çok çalışarak yapmak; uzun ve yorucu bir görev veya yolculuk anlamına da gelir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Günlük konuşmada kullanılır; hem fiziksel hem de zihinsel emek için geçerlidir. 'a real slog', 'slog through', 'slog it out' gibi ifadelerde sıkça görülür. Çabaların devamlılığı ve yoruculuğu vurgulanır.
أمثلة
The final exam was a real slog.
Final sınavı tam anlamıyla gerçek bir **zahmetli iş**ti.
He had to slog through hours of paperwork.
Saatlerce evrak işleriyle **didinmek** zorunda kaldı.
It was a long slog to the top of the mountain.
Dağın zirvesine tırmanmak uzun bir **yorucu uğraş**tı.
Sometimes, writing a book just feels like a never-ending slog.
Bazen kitap yazmak, bitmek bilmeyen bir **zahmetli iş** gibi gelir.
The team managed to slog it out until the project was done.
Takım, proje bitene kadar **didinerek çalıştı**.
After a day-long slog at the office, he just wanted to relax.
Ofiste gün boyu süren bir **zahmetli iş**ten sonra rahatlamak istedi.