"sink into despair" بـTurkish
التعريف
Zamanla umudunu kaybedip, geleceğe dair beklentisi kalmayarak derin bir umutsuzluğa sürüklenmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok dramatik, edebi anlatımlarda veya ciddi duygusal durumlarda kullanılır. Umutsuzluğa yavaşça ve istemsizce dalmayı ifade eder, günlük konuşmada nadir geçer.
أمثلة
After losing his job, he began to sink into despair.
İşini kaybettikten sonra, **umutsuzluğa kapılmaya** başladı.
Sometimes, people sink into despair when things go wrong.
Bazen, işler kötü gittiğinde insanlar **umutsuzluğa kapılır**.
Don’t let yourself sink into despair; try to look for hope.
Kendini **umutsuzluğa kaptırma**; umut aramaya çalış.
She felt herself sinking into despair after months of bad news.
Aylarca kötü haber aldıktan sonra, kendini **umutsuzluğa gömülmüş** hissetti.
It can be easy to sink into despair when nothing seems to go your way.
Hiçbir şey yolunda gitmediğinde **umutsuzluğa kapılmak** kolay olabilir.
When he failed the exam again, he started to sink into despair, but his friends cheered him up.
Sınavdan tekrar kaldığında **umutsuzluğa kapılmaya** başladı, ama arkadaşları onu neşelendirdi.