"seaborne" بـTurkish
التعريف
Deniz yoluyla taşınan veya deniz üzerinden gerçekleşen şeyleri ifade eder; genellikle mal, insan veya aktivitelere kullanılabilir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle iş, tarih veya askeri bağlamda kullanılır ('seaborne trade' - deniz ticareti). Gündelik dilde nadiren rastlanır.
أمثلة
The seaborne shipment arrived yesterday.
**Deniz yoluyla taşınan** sevkiyat dün geldi.
Pirates threatened the seaborne trade in the past.
Geçmişte korsanlar **deniz yoluyla taşınan** ticareti tehdit ediyordu.
They launched a seaborne rescue mission.
Bir **deniz yoluyla taşınan** kurtarma operasyonu başlattılar.
Most of the country’s oil is delivered via seaborne tankers.
Ülkenin petrolünün çoğu **deniz yoluyla taşınan** tankerlerle teslim edilir.
The navy prepared for a possible seaborne attack.
Donanma olası bir **denizden gelen** saldırı için hazırlandı.
Many luxury goods in the 18th century were seaborne and took months to arrive.
18. yüzyılda birçok lüks mal **deniz yoluyla taşınan**dı ve ulaşmaları aylar sürerdi.