"run out of town" بـTurkish
التعريف
Birini kasabadan veya topluluktan zorla gitmeye mecbur bırakmak, genelde hoş karşılanmadığında ya da yanlış bir şey yaptığı düşünüldüğünde.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Bu deyim hem gerçek hem de mecaz anlamda kullanılabilir. Genellikle edilgen yapıda ('He was run out of town') görülür; mizah veya abartıyla da kullanılabilir.
أمثلة
The angry crowd ran him out of town after the scandal.
Skandalden sonra öfkeli kalabalık onu **kasabadan kovdu**.
She was run out of town for breaking the rules.
Kuralları çiğnediği için onu **kasabadan kovdular**.
The mayor threatened to run them out of town if they didn't leave.
Belediye başkanı, gitmezlerse onları **kasabadan kovmakla** tehdit etti.
After what he did, no one wanted him around—they ran him out of town.
Yaptıklarından sonra kimse onu istemedi—onu **kasabadan kovdular**.
Rumor has it the townsfolk will run out of town anyone who cheats in the contest.
Söylentiye göre kasabalılar, yarışmada hile yapan herkesi **kasabadan kovacak**.
He tried to come back, but they made it clear he was still run out of town.
Geri dönmeye çalıştı ama hala **kasabadan kovulmuş** biri olduğunu ona açıkça gösterdiler.