"redoubtable" بـTurkish
التعريف
Hem saygı hem korku uyandıran, çok güçlü veya etkileyici kişi veya şey.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Çok resmi ve edebi bir kelimedir; genellikle hem korku hem hayranlık uyandıran lider veya rakipler için kullanılır ('redoubtable opponent', 'redoubtable leader'). Gündelik ya da önemsiz şeylerde kullanılmaz.
أمثلة
The redoubtable general led his army to victory.
**Korkulan** general ordusunu zafere taşıdı.
She was a redoubtable opponent in every debate.
Her tartışmada o **korkulan** bir rakipti.
The team faced a redoubtable challenge this season.
Takım bu sezon **korkulan** bir zorlukla karşılaştı.
Everyone on the committee knew Dr. Singh was a redoubtable negotiator.
Komitedeki herkes Dr. Singh'in **korkulan** bir müzakereci olduğunu biliyordu.
You don’t want to underestimate such a redoubtable competitor.
Böylesine **korkulan** bir rakibi küçümsememelisin.
For decades, she remained a redoubtable figure in the world of science.
Onlarca yıl boyunca, bilim dünyasında **saygı duyulan** bir figür olarak kaldı.