"quarantining" بـTurkish
التعريف
Hastalık yayılmasını önlemek için insan veya hayvanları belirli bir süre diğerlerinden ayrı tutmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Tıbbi ve salgın konularında kullanılır. 'self-quarantining' (kendini karantinaya alma) veya 'mandatory quarantining' (zorunlu karantina) ile birlikte geçer. 'isolation' ile sağlık açısından farklılık gösterebilir.
أمثلة
They are quarantining at home for two weeks.
Onlar iki hafta boyunca evde **karantinada kalıyorlar**.
The doctor ordered quarantining for all patients who showed symptoms.
Doktor, semptom gösteren tüm hastalar için **karantinaya alınmasını** emretti.
Quarantining helps stop diseases from spreading.
**Karantinaya almak** hastalıkların yayılmasını durdurmaya yardımcı olur.
After traveling abroad, he's been quarantining just in case.
Yurt dışı seyahati sonrası, tedbir olarak **karantinada kalıyor**.
People are tired of quarantining, but it's still important.
İnsanlar **karantinada olmaktan** yoruldu ama hâlâ önemli.
I can't visit you right now; I'm quarantining until my test results come back.
Şu anda seni ziyaret edemem; test sonucum gelene kadar **karantinadayım**.