"prolonging" بـTurkish
التعريف
Bir şeyin süresini normalden veya beklentiden daha fazla uzatmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle zaman ya da olaylar gibi soyut kavramlarla kullanılır. Somut nesnelerde kullanılmaz.
أمثلة
He is prolonging his visit by one more day.
O, ziyaretini bir gün daha **uzatıyor**.
The rain is prolonging the construction work.
Yağmur, inşaat çalışmalarını **uzatıyor**.
Doctors are prolonging her life with new treatments.
Doktorlar yeni tedavilerle onun hayatını **uzatıyor**.
I hate prolonging arguments when we can just agree to disagree.
Sadece uzlaşabilecekken tartışmayı **uzatmayı** sevmiyorum.
By prolonging the deadline, the teacher gave us more time to finish.
Öğretmen, teslim tarihini **uzatarak** bize daha fazla zaman verdi.
She kept prolonging saying goodbye, like she didn’t really want to leave.
Sanki ayrılmak istemiyormuş gibi, vedalaşmayı sürekli **uzatıyordu**.