"procreating" بـTurkish
التعريف
Yeni bireyler meydana getirmek; yavru ya da çocuk sahibi olmak. Genellikle bilimsel ve biyolojik ortamlarda kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok resmi, bilimsel veya biyolojik konuşmalarda kullanılır. Günlük konuşmada 'çocuk sahibi olmak' yaygındır.
أمثلة
Animals are always procreating in spring.
Hayvanlar baharda her zaman **üremektedir**.
Some people choose not to focus on procreating.
Bazı insanlar **üreme**ye odaklanmamayı seçiyor.
Plants and trees have different ways of procreating.
Bitki ve ağaçların **üreme** şekilleri farklıdır.
Some endangered species have trouble procreating in captivity.
Bazı nesli tükenmekte olan türler, esaret altında **üremekte** zorluk çeker.
They're not interested in procreating anytime soon—career comes first.
Onlar yakın zamanda **üremek** ile ilgilenmiyor—kariyerleri öncelikli.
Scientists study different ways that organisms are procreating in changing environments.
Bilim insanları, değişen ortamlarda organizmaların nasıl **ürediğini** inceliyor.