اكتب أي كلمة!

"probative" بـTurkish

kanıtlayıcı

التعريف

Bir şeyi kanıtlayan veya kanıtlamaya yardımcı olan, özellikle mahkemede ya da resmi ortamlarda kullanılan.

ملاحظات الاستخدام (Turkish)

Genellikle hukukî ve resmî ortamlarda kullanılır. 'Kanıtlayıcı delil' veya 'kanıtlayıcı değer' gibi ifadelerde sıkça geçer. Gündelik konuşmada yaygın değildir.

أمثلة

The court found the document to be probative in the trial.

Mahkeme, belgeyi davada **kanıtlayıcı** buldu.

Only probative evidence will be admitted by the judge.

Yalnızca **kanıtlayıcı** deliller hâkim tarafından kabul edilecek.

The lawyer questioned the probative value of the phone records.

Avukat, telefon kayıtlarının **kanıtlayıcı** değerini sorguladı.

That video is probative, but it doesn’t tell the whole story.

O video **kanıtlayıcı**, ama hikâyenin tamamını anlatmıyor.

We need more probative details before reaching a decision.

Bir karara varmadan önce daha fazla **kanıtlayıcı** detaya ihtiyacımız var.

If something isn’t probative, it can be excluded from evidence.

Bir şey **kanıtlayıcı** değilse, delilden çıkartılabilir.