"prejudiced" بـTurkish
التعريف
Bir kişi ya da gruba dair tüm gerçekleri bilmeden haksız veya mantıksız bir düşünceye ya da duyguya sahip olmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Çoğunlukla ırk, cinsiyet, din gibi konularda haksız yargılar için kullanılır. 'prejudiced against', 'prejudiced toward' kalıplarıyla sıkça görülür.
أمثلة
He is prejudiced against foreigners.
O, yabancılara karşı **önyargılı**.
Her boss is prejudiced and unfair.
Patronu **önyargılı** ve adil değil.
We should not be prejudiced toward anyone.
Hiç kimseye karşı **önyargılı** olmamalıyız.
I realized I was being prejudiced without even noticing it.
Hiç farkında olmadan **önyargılı** olduğumu fark ettim.
Some people grow up in prejudiced environments and don't question it.
Bazı insanlar **önyargılı** ortamlarda büyür ve bunu sorgulamaz.
Don’t be prejudiced—listen to their side of the story first.
**Önyargılı** olma—önce onların bakış açısını dinle.