"mediate" بـTurkish
التعريف
İki veya daha fazla kişi ya da grup arasındaki anlaşmazlıkları tarafsız üçüncü kişi olarak çözmelerine yardımcı olmak. Ayrıca aracı olma anlamına gelir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmi ve özellikle hukuki, iş ya da diplomatik ortamlarda kullanılır. Sıklıkla 'mediate a dispute', 'mediate between parties' ile kullanılır. 'arbitrate' gibi karar vermek yerine yalnızca anlaşmaya yardımcı olunur.
أمثلة
She was asked to mediate the discussion between her friends.
Ondan, arkadaşları arasındaki tartışmada **arabulucu** olması istendi.
The teacher helped to mediate the argument.
Öğretmen tartışmayı **arabuluculuk** yaparak çözmeye yardımcı oldu.
Can you mediate between the two teams?
İki takım arasında **arabuluculuk** yapabilir misin?
It's not easy to mediate when both sides refuse to compromise.
Her iki taraf da uzlaşmıyorsa **arabuluculuk** yapmak kolay değil.
A neutral third party often helps to mediate business disputes.
Tarafsız bir üçüncü taraf sıklıkla iş anlaşmazlıklarını **arabuluculuk** yaparak çözer.
Jack tried to mediate, but the argument only got worse.
Jack **arabuluculuk** yapmaya çalıştı ama tartışma daha da kötüleşti.