"loveless" بـTurkish
التعريف
Sevginin, şefkatin veya yakınlığın olmadığı durum, ilişki veya kişiyi ifade eder. Genellikle duygusal soğukluk için kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle resmi veya edebi dilde kullanılır; 'loveless marriage' deyince sevgisiz evlilik kastedilir. Günlük konuşmada nadir, çoğunlukla olumsuz ya da hüzünlü bir anlam taşır.
أمثلة
They lived in a loveless marriage for many years.
Onlar yıllarca **sevgisiz** bir evlilikte yaşadılar.
His childhood was lonely and loveless.
Çocukluğu yalnız ve **sevgisiz** geçti.
The house felt cold and loveless after she left.
O gittikten sonra ev soğuk ve **sevgisiz** hissettirdi.
He stayed because he was afraid to admit their relationship was loveless.
İlişkilerinin **sevgisiz** olduğunu kabul etmekten korktuğu için kaldı.
Nobody wants to end up in a loveless job, just working for money.
Kimse yalnızca para için çalıştığı bir **sevgisiz** işe sürüklenmek istemez.
The film tells the story of a loveless family struggling to connect.
Film, **sevgisiz** bir ailenin bağ kurma mücadelesini anlatıyor.