"line up against" بـTurkish
التعريف
Birine veya bir şeye karşı birleşip birlikte karşı durmak ya da fiziksel olarak karşılıklı dizilmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Kelime hem fiziksel olarak dizilmeyi hem de fikirsel karşıtlığı anlatabilir, daha çok spor ve politika gibi alanlarda kullanılır.
أمثلة
The children lined up against the wall before recess.
Çocuklar teneffüsten önce duvarın önünde **sıraya geçti**.
The teams will line up against each other in the next match.
Takımlar bir sonraki maçta **karşı karşıya gelecek**.
They decided to line up against the new rule.
Yeni kurala **karşı saf tutmaya** karar verdiler.
Several politicians lined up against the proposal at yesterday's meeting.
Dünkü toplantıda birkaç politikacı öneriye **karşı saf tuttu**.
When the boss made changes, most employees quickly lined up against him.
Patron değişiklik yapınca çoğu çalışan hızla **ona karşı durdu**.
All the competitors lined up against the returning champion, hoping for an upset.
Tüm rakipler, geri dönen şampiyona karşı **karşı saf tuttu**, bir sürpriz umuduyla.