"let up" بـTurkish
التعريف
Kötü bir şeyin (örneğin yağmur, ağrı veya baskı) şiddetinin azalması veya sona ermesi anlamına gelir. Bazen birine baskı yapmayı bırakmak anlamında da kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok konuşma dilinde kullanılır ve çoğunlukla kötü hava, ağrı ya da baskı durumları için uygundur. Kişilerin üzerindeki baskının azaltılması isteğiyle de kullanılır. Fiziksel nesnelerde kullanılmaz.
أمثلة
The rain didn't let up all night.
Yağmur bütün gece boyunca **dinmedi**.
He kept working hard and didn't let up.
O, çalışmaya sıkı şekilde devam etti, hiç **gevşemedi**.
When the pain finally let up, she could sleep.
Ağrısı sonunda **hafifleyince** uyuyabildi.
If the traffic would just let up a bit, we'd make it on time.
Trafik biraz **azalsa**, zamanında yetişebilirdik.
Come on, give me a break—why don't you let up already?
Hadi, biraz rahat bırak—neden hâlâ **bırakmıyorsun**?
It doesn't look like the storm will let up any time soon.
Fırtına yakın zamanda **dinmeyecek** gibi görünüyor.