"keep your own counsel" بـTurkish
التعريف
Birinin düşüncelerini, planlarını veya görüşlerini başkalarıyla paylaşmayıp kendine saklaması anlamına gelir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Bu deyim genellikle edebi ve resmî bağlamlarda kullanılır. Günlük dilde çok yaygın değildir. Kimi zaman olumlu (gizlilik, bilgelik), kimi zaman olumsuz (soğukluk, mesafe) ima edebilir.
أمثلة
He prefers to keep his own counsel about personal matters.
O, kişisel meselelerde **kendi fikrini kendine saklamayı** tercih eder.
Sometimes it's wise to keep your own counsel at work.
Bazen işyerinde **kendi fikrini kendine saklamak** akıllıca olur.
She decided to keep her own counsel about the plan.
O, plan hakkında **kendi fikrini kendine saklamaya** karar verdi.
If you want to avoid drama, sometimes it's better to just keep your own counsel.
Tartışmadan kaçınmak istiyorsan, bazen sadece **kendi fikrini kendine saklamak** daha iyidir.
Everyone was talking, but he chose to keep his own counsel and listen.
Herkes konuşuyordu ama o **kendi fikrini kendine saklayıp** dinlemeyi seçti.
You never really know what she's thinking—she always keeps her own counsel.
Onun ne düşündüğünü asla tam olarak bilemezsin—her zaman **kendi fikrini kendine saklar**.