"invigorate" بـTurkish
التعريف
Birine ya da bir şeye daha fazla enerji veya canlılık kazandırmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmi veya yazılı dilde ve insan, etkinlik veya ekonomi gibi canlılığın arttığı durumlarda kullanılır; cansız nesnelerle kullanılmaz.
أمثلة
Fresh air can invigorate you after a long day.
Temiz hava uzun bir günün ardından sizi **canlandırabilir**.
A cup of strong coffee can invigorate your mind in the morning.
Bir fincan sert kahve sabahları zihninizi **canlandırabilir**.
Good exercise will invigorate your body.
İyi bir egzersiz vücudunuzu **canlandıracaktır**.
A change in scenery can really invigorate your creativity.
Bir ortam değişikliği gerçekten yaratıcılığınızı **canlandırabilir**.
Her positive attitude tends to invigorate the whole team.
Onun olumlu tavrı genellikle tüm takımı **canlandırır**.
This new policy is designed to invigorate the local economy.
Bu yeni politika yerel ekonomiyi **canlandırmak** için hazırlandı.