"inflame" بـTurkish
التعريف
Bir duyguyu (özellikle öfkeyi) daha da şiddetlendirmek veya vücudun bir bölümünün kızarıp şişmesine neden olmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'Alevlendirmek' duygusal/sosyal durumlar için, 'iltihaplandırmak' tıbbi kullanım içindir. 'inflame tensions' gerginliği artırmak demektir. 'Ignite' veya 'enrage' ile karıştırmayın.
أمثلة
The doctor said the infection could inflame your skin.
Doktor, enfeksiyonun cildinizi **iltihaplandırabileceğini** söyledi.
Loud arguments can inflame people's tempers.
Yüksek sesli tartışmalar insanların öfkesini **alevlendirebilir**.
Don't inflame the situation by yelling.
Bağırarak durumu daha fazla **alevlendirme**.
His hateful words only served to inflame the crowd.
Nefret dolu sözleri kalabalığı daha da **alevlendirdi**.
Rubbing your eyes can inflame them even more if they’re already irritated.
Gözünüz zaten tahriş olmuşsa ovalamak onları daha fazla **iltihaplandırabilir**.
The politician's speech seemed designed to inflame tensions between groups.
Siyasetçinin konuşması sanki gruplar arasındaki gerginliği **alevlendirmek** için hazırlanmış gibiydi.