"hearsay" بـTurkish
التعريف
Başkalarından duyulan, doğruluğu kesin olarak bilinmeyen bilgi veya hikâye.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
'Söylenti' veya 'rivayet' genellikle resmi veya ciddi sohbetlerde geçer. Mahkemede 'hearsay evidence' ifadesiyle delil olarak kabul edilmeyen bilgiyi anlatır; sıradan dedikodu için kullanılmaz.
أمثلة
That is just hearsay, not a fact.
Bu sadece bir **söylenti**, gerçek değil.
The court does not accept hearsay as evidence.
Mahkeme, **söylenti**yi delil olarak kabul etmez.
I don't believe in hearsay.
Ben **söylenti**ye inanmam.
Most of what people said about the incident was just hearsay.
İnsanların olay hakkında söylediği çoğu şey sadece bir **söylenti**ydi.
Don’t make decisions based on hearsay.
**Söylenti**ye dayanarak karar verme.
There's a lot of hearsay going around about the new boss.
Yeni müdür hakkında çok **söylenti** dolaşıyor.