"gravy train" بـTurkish
التعريف
Çok az emekle çok para veya fayda sağlayan, adil olmayan kolay bir iş veya durum.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmi olmayan bir tabirdir ve genellikle biraz eleştirel anlam taşır. Siyaset veya iş dünyasında kolay para kazananlar için kullanılır. Resmi yazışmalarda kaçınılmalıdır.
أمثلة
He got a job on the gravy train and now works only a few hours a week.
O, **kolay kazanç kapısı** olan bir işe girdi ve artık haftada sadece birkaç saat çalışıyor.
Many people want to get on the gravy train.
Birçok insan **kolay kazanç kapısı**na girmek ister.
She left the gravy train for a job that is more meaningful.
O, **kolay kazanç kapısı**ndan ayrılıp daha anlamlı bir işe geçti.
After years riding the gravy train, he finally retired.
Yıllarca **kolay kazanç kapısı**nı kullandıktan sonra nihayet emekli oldu.
Politicians often seem to find the gravy train pretty easily.
Siyasetçiler **kolay kazanç kapısı**nı kolayca bulabiliyor gibi görünüyor.
That contract turned out to be a real gravy train for the whole team.
O sözleşme, tüm ekip için gerçek bir **kolay kazanç kapısı** oldu.