"give in to" بـTurkish
التعريف
Direnmekten vazgeçip birine ya da bir şeye boyun eğmek; genelde istemeden veya uzun süre direnildikten sonra kabul etmek.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle olumsuz anlamlarla (give in to temptation gibi) kullanılır. "Teslim olmak" kadar güçlü değildir, isteksiz kabul vurgular. Ardından genellikle isim gelir.
أمثلة
He didn't want to give in to the pressure from his friends.
Arkadaşlarının baskısına **boyun eğmek** istemedi.
Sometimes we give in to fear when we should be brave.
Bazen cesur olmamız gerekirken **korkuya boyun eğeriz**.
Don't give in to temptation when you're on a diet.
Diyet yaparken **baştan çıkmaya boyun eğme**.
After hours of negotiation, the company finally gave in to the workers' demands.
Saatler süren müzakerelerden sonra şirket sonunda işçilerin taleplerine **boyun eğdi**.
I'm trying not to give in to frustration when things go wrong at work.
İşler ters gittiğinde **hayal kırıklığına boyun eğmemeye** çalışıyorum.
Kids often test the rules to see if parents will give in to their requests.
Çocuklar sık sık kuralları zorlar çünkü ebeveynlerinin isteklerine **boyun eğip eğmeyeceğini** görmek isterler.