"front runner" بـTurkish
التعريف
Bir yarışta, rekabette veya seçimde kazanması en muhtemel olan kişi veya şey.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Spor, siyaset, iş dünyası ve yarışmalarda kullanılır; bireyler veya takımlar için geçerlidir. 'Favorite' (favori) yerine de kullanılabilir. 'Forerunner' (öncü) ile karıştırılmamalıdır.
أمثلة
She is the front runner in the race.
O, yarışta **önde gelen** kişi.
The new product is the front runner in sales this year.
Yeni ürün, bu yıl satışlarda **favori** konumunda.
John is the front runner for class president.
John, sınıf başkanlığı için **önde gelen** aday.
She started as the front runner, but the competition caught up quickly.
Başta **önde gelen** kişiydi, fakat rakipler hızla yetişti.
Who’s the front runner for mayor in this city?
Bu şehirde belediye başkanlığı için **önde gelen** kim?
At the halfway point, their team was the clear front runner.
Yarının ortasında, takımları açık ara **önde gelen** takımdı.