"figurehead" بـTurkish
التعريف
Görünürde yönetici olup gerçekte yetkisi olmayan kişi; ayrıca eski gemilerin önündeki dekoratif heykeli de ifade eder.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle politika veya kuruluşlarda, yetkisi olmayan görünürdeki liderler için kullanılır. Kelime gerçek 'baş' anlamında kullanılmaz; gemi heykeli anlamı ise daha az yaygındır.
أمثلة
The president was only a figurehead with no real power.
Başkan yalnızca gerçek yetkisi olmayan bir **sözde lider**di.
A figurehead was carved at the front of the ship.
Geminin önüne bir **baş heykeli** oyulmuştu.
She acted as a figurehead for the charity.
O, yardım kuruluşunda **sözde lider** olarak görev yaptı.
In reality, he was just a figurehead while others made the decisions.
Aslında o sadece bir **sözde lider**di, kararları başkaları aldı.
The queen remains a respected figurehead in the country.
Kraliçe, ülkede hala saygı duyulan bir **sözde lider** olarak kalmaya devam ediyor.
Nobody expected the CEO to be a mere figurehead, but that's how things turned out.
Kimse CEO'nun yalnızca bir **sözde lider** olacağını beklemiyordu ama işler böyle gelişti.