"fasten on" بـTurkish
التعريف
Dikkatini bir şeye yoğun bir şekilde vermek veya bir şeye sıkıca tutunmak. Hem fiziksel, hem de zihinsel anlamda kullanılabilir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Hem gerçek ('bir şeye tutunmak') hem de mecazi ('bir fikre odaklanmak') anlamda kullanılır. Genellikle yazılı ve resmi İngilizcede görülür. Genellikle, 'to' veya 'upon' ile gelir. Yalnızca 'fasten' ile karıştırmayın (sadece fiziksel anlamda).
أمثلة
The baby fastened on the toy and would not let go.
Bebek oyuncağa **tutundu** ve bırakmadı.
He fastened on the one mistake in my report.
Raporumdaki tek bir hataya **odaklandı**.
The dog fastened on my sleeve when I tried to leave.
Ayrılmaya çalışınca köpek koluma **tutundu**.
He tends to fasten on people's mistakes rather than their achievements.
İnsanların başarılarından çok, hatalarına **odaklanma** eğiliminde.
When she heard the rumor, she immediately fastened on it and wouldn't let go.
Söylentiyi duyar duymaz ona **tutundu** ve bırakmadı.
Why do kids always fasten on the weirdest things?
Çocuklar neden hep en garip şeylere **takılırlar**?