"extenuating" بـTurkish
التعريف
Bir hatayı veya suçu daha az ciddi gösteren gerekçeler veya mazeretler için kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genelde 'hafifletici sebep/durumlar' şeklinde resmi veya hukuki ortamlarda kullanılır. Suçu tamamen kaldırmaz, sadece hafifletir.
أمثلة
The judge considered the extenuating circumstances before making a decision.
Yargıç karar vermeden önce **hafifletici** koşulları dikkate aldı.
There are extenuating factors that help explain his actions.
Onun davranışlarını açıklayan **hafifletici** etkenler var.
Because of extenuating conditions, the student received a lighter punishment.
**Hafifletici** koşullar nedeniyle öğrenciye daha hafif bir ceza verildi.
Her lawyer argued there were extenuating circumstances that led to her mistake.
Avukatı, hatasına yol açan **hafifletici** koşullar olduğunu savundu.
He was forgiven because the extenuating reasons were clear to everyone involved.
**Hafifletici** nedenler herkes için açık olduğundan, ona affedildi.
The rules are strict, but extenuating circumstances will always be taken into account.
Kurallar sıkıdır ama **hafifletici** koşullar her zaman dikkate alınacaktır.