"don't bother" بـTurkish
التعريف
Birine ekstra çaba göstermesine gerek olmadığını veya gerekenden fazlasını yapmasına lüzum olmadığını belirtirken kullanılır.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Gündelik konuşmada, özellikle birinin yardım teklifini nazikçe reddetmek veya uğraşmaya gerek olmadığını ifade etmekte yaygındır. Resmi yazışmada kullanılmaz.
أمثلة
Please don't bother washing the dishes—I will do them later.
Lütfen bulaşıkları yıkamak için **zahmet etme**—ben sonra yaparım.
You don't bother coming early; the meeting starts at nine.
Erken gelmek için **zahmet etme**; toplantı dokuzda başlıyor.
If you forgot your book, don't bother going back for it.
Kitabını unuttuysan, geri dönmek için **uğraşma**.
'Need a hand?' 'No, thanks! Really, don't bother.'
'Yardım lazım mı?' 'Hayır, teşekkürler! Gerçekten, **zahmet etme**.'
It’s broken again? Ugh, just don't bother trying to fix it anymore.
Yine mi bozuldu? Off, artık **uğraşma** tamir etmeye.
You can call if you want, but honestly, don't bother—they never answer.
İstersen arayabilirsin ama gerçekten, **zahmet etme**—zaten açmıyorlar.