"disquiet" بـTurkish
التعريف
Bir şeylerin yanlış olduğu ya da endişe verici olduğu sürekli ve hafif bir huzursuzluk duygusu.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok yazılı ve resmi dilde, haberlerde geçer. Ani panik değil, uzun süren huzursuzluk veya endişe için kullanılır. Gündelik konuşmada sık kullanılmaz, yerine 'endişe', 'kaygı' tercih edilir.
أمثلة
She felt a deep disquiet after hearing the news.
Haberi duyunca derin bir **huzursuzluk** hissetti.
There was a sense of disquiet in the room.
Odada bir **huzursuzluk** hissi vardı.
The strange noise caused disquiet among the guests.
Garip ses misafirler arasında **huzursuzluk** yarattı.
News of layoffs spread disquiet throughout the company.
İşten çıkarmalar hakkındaki haber şirket genelinde **huzursuzluk** yaydı.
He tried to hide his disquiet, but his face gave him away.
**Huzursuzluğunu** saklamaya çalıştı ama yüzü ele verdi.
There's a growing disquiet about the changes in policy.
Politika değişiklikleri hakkında artan bir **huzursuzluk** var.