"disinherited" بـTurkish
التعريف
Birinin ölümü sonrası normalde alacağı miras veya para hakkı, vasiyetname ile elinden alınan kişi.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Resmî ve genellikle hukuk, aile ya da tarihî bağlamlarda kullanılır. 'Disinherited son', miras dışında bırakılmış oğul demektir. 'Disowned' ile karıştırmayınız.
أمثلة
After the argument, he was disinherited by his father.
Tartışmadan sonra babası tarafından **miras dışında bırakıldı**.
Sarah felt sad when she learned she was disinherited.
Sarah, **miras dışında bırakıldığını** öğrenince üzgün hissetti.
Many disinherited children challenge the will in court.
Birçok **miras dışında bırakılmış** çocuk, vasiyete mahkemede itiraz ediyor.
The once wealthy heir found himself suddenly disinherited after the scandal.
Bir zamanlar zengin olan mirasçı, skandal sonrası aniden **miras dışında bırakıldı**.
Rumors spread quickly when people heard Mark was disinherited by his grandmother.
Mark'ın büyükannesi tarafından **miras dışında bırakıldığı** haberi duyulunca dedikodular hızla yayıldı.
Growing up disinherited changed her entire outlook on life.
**Miras dışında bırakılarak** büyümek, onun hayata bakışını tamamen değiştirdi.