اكتب أي كلمة!

"dishonour" بـTurkish

onursuzlukrezilliksözünü tutmamak

التعريف

Saygınlığın ya da ünün kaybı, birini utandırma veya toplum önünde küçük düşürme. Aynı zamanda verilen sözü tutmamak ya da borcu ödememek anlamında da kullanılır.

ملاحظات الاستخدام (Turkish)

Gündelik konuşmada eski ve resmidir; daha sık hukuki ya da tarihi metinlerde yer alır. 'bring dishonour' utandırmak; 'dishonour a promise' sözünü tutmamak anlamındadır. Sadece onurunu kaybetmek değil, borcun ödenmemesi anlamında da kullanılabilir.

أمثلة

He felt dishonour after losing the match unfairly.

Maçı haksızca kaybedince **onursuzluk** hissetti.

Breaking your promise would dishonour your family.

Sözünü bozarsan, ailene **onursuzluk** getirmiş olursun.

The bank will dishonour the cheque if there is no money.

Hesapta para yoksa banka çeki **karşılıksız çıkarır**.

She would never do anything to dishonour her parents' trust.

Ebeveynlerinin güvenini **onursuzluk**la zedeleyecek bir şey asla yapmaz.

It was seen as a great dishonour to be caught cheating on the test.

Sınavda kopya çekerken yakalanmak büyük bir **rezillik** olarak görülüyordu.

The soldier was dismissed in dishonour after disobeying orders.

Emirleri dinlemediği için asker **onursuzlukla** görevden alındı.