"disbeliever" بـTurkish
التعريف
İnkârcı, özellikle din, fikirler ya da gerçeklerle ilgili olarak bir şeyi kabul etmeyen veya inanmayan kişidir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Kelime genellikle resmi veya edebi bir üslupta, özellikle dini veya felsefi bağlamlarda kullanılır. 'Skeptic' kadar yaygın ve hafif değildir, daha güçlü algılanabilir.
أمثلة
He was called a disbeliever because he did not agree with the story.
Hikâyeye katılmadığı için ona **inkârcı** denildi.
A disbeliever often asks many questions.
Bir **inkârcı** genellikle pek çok soru sorar.
She was a disbeliever until she saw it with her own eyes.
Kendi gözleriyle görene kadar o bir **inkârcı**ydı.
Some people label anyone who doubts as a disbeliever, but that's not always fair.
Bazı insanlar şüphe eden herkesi **inkârcı** olarak etiketler, ama bu her zaman adil değildir.
Growing up, he was known in his village as the town's biggest disbeliever.
Çocukken köyde en büyük **inkârcı** olarak biliniyordu.
It's not rude to be a disbeliever; sometimes it's just being careful before believing everything.
**İnkârcı** olmak kaba değildir; bazen her şeye inanmadan önce sadece temkinli olmaktır.