"despondency" بـTurkish
التعريف
Kendini çok üzgün ve umutsuz hissetmek, özellikle güvenini kaybettiğinde ya da güzel bir şey olmasını beklemediğinde ortaya çıkar.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Daha çok yazılı ve resmi metinlerde kullanılır, günlük konuşmada seyrek geçer. 'Despair' (çaresizlik) kadar yoğun değildir, ancak uzun süren üzüntüyü anlatır. 'Despondency' ile birlikte 'modunu kaybetmek' gibi ifadeler kullanılabilir.
أمثلة
She felt despondency after losing her job.
İşini kaybettikten sonra **umutsuzluk** hissetti.
Many people experience despondency during difficult times.
Birçok insan zor zamanlarda **umutsuzluk** yaşar.
He tried to hide his despondency from his friends.
Arkadaşlarından **umutsuzluğunu** gizlemeye çalıştı.
After several failures, a sense of despondency set in.
Birkaç başarısızlıktan sonra bir **umutsuzluk** hissi oluştu.
The team was overcome with despondency after losing the final match.
Final maçını kaybeden takım **umutsuzluk** içine düştü.
Don’t let despondency stop you from trying again.
**Umutsuzluk** seni tekrar denemekten alıkoymasın.