"deprive of" بـTurkish
التعريف
Birinden önemli veya gerekli bir şeyi alıp onun artık sahip olmamasına ya da kullanamamasına neden olmak.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle resmi bir ifadedir; her zaman nesneyle ('deprive someone of something') kullanılır. Hukuki, tıbbi, eğitim ve sosyal konularda yaygındır; bir hakkı ya da avantajı elinden alarak zarar vermek anlamına gelir.
أمثلة
The new rule will deprive students of their free time.
Yeni kural, öğrencileri **boş zamanlarından mahrum bırakacak**.
It is wrong to deprive children of food.
Çocukları **yiyecekten mahrum bırakmak** yanlıştır.
They were deprived of their rights during the war.
Savaş sırasında haklarından **mahrum bırakıldılar**.
If you don't sleep, you deprive yourself of energy for the next day.
Uyumazsan, ertesi gün için kendini **enerjiden mahrum bırakmış** olursun.
The law shouldn't deprive anyone of a fair chance.
Yasa hiçbir kimseyi adil bir şanstan **mahrum bırakmamalı**.
Losing his job deprived him of his sense of purpose.
İşini kaybetmek, ona **hayat amacını mahrum bıraktı**.